İçeriğe geç

Sarı saçlı, mavi gözlü ülke: Malta

Sicilya’dan Malta’ya geçtikten kısa süre sonra Malta’nın sarı taşlı evlerinin, denizinin, kayalık sahillerinin enerjisi beni sardı. Malta’da evlerin hemen hemen hepsi burada çıkarılan sarı kalker taşından yapılmış. Bu uyum beni çok etkiledi, çünkü böyle uyumlu yerleşim yerleri görmeye hasretiz.

Türkiye’de de Mardin’de aynı taştan yapılmış evler olduğunu öğrendim. Ayrıca Kapadokya’da da böyle evler gördüm. Malta’da sokaklar hep temiz… Dört bir yanınız sarı taşlarla çevriliyken, bu temiz, dar sokaklardan yürümek gerçekten güzel bir deneyim.

Malta’da evler, kaleler, surlar, gözetleme kuleleri hep sarı sarı, adalar ülkesi olması sebebiyle de dört bir yanınızda hep masmavi deniz var. Ben de bu yüzden ona sarı saçlı mavi gözlü ülke adını taktım!

Yaklaşık 450 bin nüfuslu Malta ülkesi; Malta, Gozo ve ortadaki Comino adaları ile daha küçük adalardan oluşuyor. 1964 yılında bağımsızlığını kazanan Malta, tarihi boyunca Fenikeliler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Normanlar, Fransızlar, İngilizler gibi farklı milletlerin egemenliğinde dönemler geçirmiş. MS 60 yılında St. Paul’ün Malta’ya geldiği ve halka Hristiyanlığı kabul ettirdiği sanılıyor. Bu olayın Malta kültüründe büyük etkisi var. 870-1091 yılları arasında, 200 yılı aşkın bir süre ise, Araplar, Hristiyan halkın yaşadığı Malta’ya egemen olmuş.

Doğal olarak her kültürden kalan izler günümüz Malta’sında görülebiliyor. Arap mimarisinin etkisiyle evlerin birçoğu cumbalı. Arapların etkisi bugün adalıların konuştuğu dil olan Maltacada da görülüyor. Ayrıca soyadları ve şehir adlarında da… İlber Ortaylı ise “İlber Ortaylı Seyahatnamesi” isimli kitabında Maltalıların Fenikece konuştuğunu yazmış. İngilizlerden ise trafiğin soldan oluşu kalmış. Ayrıca, İngilizce ülkenin resmi dillerinden biri. Halk genelde İtalyanca da biliyor. Malta’da farklı kültürlerin izlerine rastlamak heyecan verici.

Malta’da en çok yenilen et tavşan eti, en meşhur yemek ise tavşan yahnisiymiş. Balık ve diğer deniz ürünleri de en bol tüketilen yiyeceklerden. Ayrıca İtalya’ya sadece 93 km uzaklıkta olan Malta’da doğal olarak İtalyan kültürü de etkili ve İtalyan yemeklerinin yenebileceği birçok restoran da var.

Tarihi ve doğal güzellikleriyle ön plana çıkan ve ikliminin de avantajlarını kullanan Malta’nın en önemli geçim kaynaklarından biri turizm. Ayrıca İngilizce dil okulları da meşhur.

Şövalyelerin Memleketi

1530-1796 yılları arasında Malta’yı, Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’u fethetmesinin ardından Rodos’tan ayrılarak Malta’ya yerleşen St. Jean Şövalyeleri (Malta Şövalyeleri) yönetmiş. Şövalyeler, şehrin savunmasını özellikle Osmanlı’ya karşı kuvvetlendirmek amacıyla surlar, gözetleme kuleleri, kaleler inşa etmiş. Bu kalelerden en önemlisi, başkent Valletta’daki St. Elmo Kalesi. İnşa ettikleri yapılar bugün hala ayakta. Çok iyi duvar örerlermiş. Bodrum Kalesi ve Rodos Kalesi de St. Jean Şövalyeleri tarafından yapılmış eserler.

Malta Osmanlılar tarafından alınamamış. İlber Ortaylı’nın yazdığına göre tıpkı Viyana gibi Malta da Osmanlı’nın Avrupa’da yayılmasını durduran bir yer ve bu nedenle de sembolik bir öneme sahip. En büyük Osmanlı kuşatması olan 1565’teki Malta Kuşatması, altı ay sürmüş. Akdeniz’deki hakimiyetlerini artırmak amacıyla Osmanlılar stratejik konuma sahip Malta’yı kuşatmış, ancak başarılı olamamışlar. Başarılı olsalardı buradan da İtalya’ya geçecekleri düşünülüyormuş. O nedenle, Şövalyelerin Osmanlı’ya karşı kazandıkları bu zafer, Avrupa’da büyük yankı uyandırmış ve saygınlık kazanmalarına yol açmış. Yenilmez Osmanlı imajı sarsılmış. Zaferden sonra zaferin kahramanı, Şövalyelerin lideri, Büyük Üstat Jean Parisot de la Valette adına yeni bir şehir kurulmuş ve bu şehre onun ismi verilmiş. Valletta, bugün de Malta’nın başkenti…

Kaleler ve surlarla savunması güçlendirilmiş bu şehirde bulunan Büyük Üstat Sarayı’nın içinin fotoğraflarından sarayın çok ihtişamlı olduğu anlaşılıyor. Aklınızda bulunsun. Yine aynı şekilde gösterişli olan ve Şövalyelerin yaptırdığı St. John’s Co-Katedrali’ni de bu şehirde görebilirsiniz. Burada ünlü İtalyan ressam Caravaggio’nun da eserleri bulunuyor. Avrupa’nın en zengin ve soylu ailelerinden gelen Şövalyeler, ülkeye mimari ve sanat alanında önemli eserler kazandırmışlar.

Malta’yı daha güvenli hale getiren, ekonomik ve sosyal yönden gelişmesini sağlayan Şövalyeler, Fransızların gelmesiyle burayı terk etmişler ve merkezleri Roma’ya taşınmış. Bugün de halen Malta Tarikatı adıyla faaliyetlerini sürdürüyorlarmış.

Malta Şövalyeleri’nin liderlerine Büyük Üstat deniyormuş. Şövalyeler devrinde Malta’yı Büyük Üstatlar yönetmiş. Malta Şövalyeleri’nin kökeni Kudüs’e dayanıyor ve Hospitalier Şövalyeleri olarak da biliniyorlar. 11. yüzyılda İtalyan tacirler tarafından Kudüs’te hayır amaçlı kurulmuş olan bu şövalye tarikatının amacı Kudüs’e gelen hasta ve yoksul Hristiyan hacılara yardım etmekmiş. Zamanla güçlenmiş ve kendilerini Papa’ya karşı sorumlu hisseden askeri bir tarikata dönüşmüşler, Haçlı ruhuna katılmışlar. Hac yolunu koruma amacı güden Şövalyeler, Rodos’a yerleştikten sonra Rodos Şövalyeleri, Malta’ya yerleştikten sonra da Malta Şövalyeleri olarak anılmışlar.

Şövalyelerin amblemi olan sekiz köşeli beyaz haç işareti bugün Malta’nın ulusal simgelerinden biri olarak hatıra eşyalarında, yöresel ürünlerin ambalajlarında, broşürlerde ya da sokakta yürürken karşınıza sık sık çıkmaya, Şövalyelerin ruhunu ve Malta için önemini hissettirmeye devam ediyor!

Gozo!

Gelelim Gozo adasına… Malta Cumhuriyeti’ni oluşturan adalardan biri olan Gozo, Malta adasının kuzeyinde ve ondan biraz daha küçük. Buraya mutlaka gitmelisiniz.

Verimli topraklara sahip Gozo’da zeytin, zeytinyağı, peynir, marmelat, bal, şarap, deniz tuzu gibi yöresel ürünlerin tadına bakabilir, eve götürmek için alabilirsiniz. Keçi boynuzu pekmezi ve kaktüs meyvesinden yapılan likör ile marmeladı da deneyebilirsiniz. Buraların balı meşhur. Zaten Malta ismi de baldan geliyormuş. Antik Yunan’da buraya “bal-tatlı” anlamına gelen Melite adını vermişler.

Gozo adasının başkenti ve en eski şehri, Rabat ya da diğer adıyla Victoria… Böyle farklı kültürlerden kalan birden çok isimli şehirlerin olması Malta’ya özgü bir durum. Burada, kente hakim bir konumda bulunan “The Citadel” isimli kaleyi ziyaret edebilirsiniz. Tarihi Neolitik Çağ’a kadar uzanan ve tarih boyunca yenilenen kale, son yıllarda AB desteğiyle restore edilmiş.

Gozo Adası’nın batı kıyısında bulunan ve “Mavi Pencere” anlamına gelen Azur Penceresi’ni duymuş olabilirsiniz. Bu doğa harikasını maalesef görme şansım olmadı, çünkü biz gitmeden kısa bir süre önce, 8 Mart’ta şiddetli bir fırtınada tamamen çökmüş. Doğal yollarla oluşmuş 28 metre yüksekliğindeki kireç taşından bu kemer, artık fotoğraflarda yaşayacak. Malta Başbakanı Joseph Muscat da Malta’nın turizmine katkı sağlayan bu en ünlü doğal güzelliğinin yok olmasından dolayı üzüntüsünü bildiren bir açıklama yapmıştı.

Biz yine de bölgeye giderek onun hemen yakınlarında bir tekne turu yaptık. Çok güzeldi, tavsiye ederim. Inland Sea’den teknelere binerek mağaradan geçtik ve denize ulaştık. Kayalıkların dibindeki mercanları, yüz şeklindeki kayayı gördük.

Bu bölgenin dalış için de mükemmel olduğu söylendi. Mağaralar var, su çok temiz. Azur Penceresi, Game of Thrones dizisinde ve bazı filmlerde de gözükmüş.

 

Denizin, doğanın, muhteşem manzaraların tadını çıkarabileceğiniz Gozo’da Xlendi isimli Balıkçı köyünde balıkların, karideslerin, kalamarların ve diğer deniz ürünlerinin tadına bakabilirsiniz.

Nüfusunun çoğunluğu Katolik olan Malta’da çok sayıda kilise var. Ama içlerinde bir tanesi var ki özel bir yere sahip: Gozo’daki Ta’ Pinu Kilisesi. Bu kilisede dilenen dileklerin kabul olduğuna inanılıyor. İçeride bazı duvarlar, burada dilek dileyen ve dilekleri kabul olan insanların mektup ve fotoğraflarıyla dolu. Bu meşhur kiliseye biz de uğradık. Sizin de aklınızda olsun…

Mdina

Eski başkent olan Mdina şehri de çok güzel. Soyluların yaşadığı bu kentte sarı duvarlarla çevrili dar sokaklarda huzurlu bir gezintiden sonra acıktığınız zaman Fontanella Tea Garden’da bir mola verin. Buranın pastaları meşhur. Portakallı, çikolatalı çok güzel pastaları var.

Ayrıca içinde ricotta peyniri olan, boyoza benzer pastizz adlı bir çörek var ki bunu da kesinlikle öneriyorum.

Mdina şehri geceleri sokaklara asılan lambalarla aydınlatılıyor ve “sessiz şehir” olarak biliniyormuş. St. Paul’ün Malta’ya geldiğinde yaşadığı yerin burası olduğu sanılıyor.

Buradaki sarı kalker taşından evlerin bir özelliği de, kapılarının rengarenk olması…

Kimisinde kırmızı, kimisinde mavi, kimisinde yeşil bir kapı kondurulmuş sarı taşların ortasına…

Pencereler, panjurlar da öyle, yeşiller, eflatunlar, bordolar… Çok hoş bir görüntü oluşturuyor.

Kapı tokmakları da dikkat çeken başka bir detay. Mdina şehri kapı tokmaklarıyla meşhurmuş. Tokmaklar ne kadar büyük ve gösterişliyse, o evde oturanlar da o denli varlıklı olurmuş. Bir nevi statü göstergesi sayılıyormuş.

2004 yılında Avrupa Birliği’ne giren Malta’da AB’nin finanse ettiği restorasyon projeleriyle sık karşılaştım. Mdina’yı gezerken Türkiye’deki tüm belediye başkanlarını buraya getirmek ve gezdirmek geçti içimden… Sahip olduğu güzellikleri koruyup güzel bir şekilde hakkını vererek yüceltmek ve herkese gururla sunmak ne güzel bir şey. Bunu yapmayı başarabilenleri gördükçe bizde neden olamıyor diye düşünüp duruyor ve üzülüyorum.

Malta’da ayrıca Mellieha şehri yakınındaki Temel Reis’in “Popeye Village” isimli köyüne de gittik. Turkuvaz denizin kıyısındaki rengarenk evleriyle bu şirin köy, muhteşem bir manzara sunuyor. Robin Williams’ın oynadığı ve Temel Reis’in öyküsünü anlatan “Popeye” adlı müzikal film, 1980’de burada çekilmiş ve bu köy film için inşa edilmiş. Sonrasında da Maltalılar buraya sahip çıkmış ve köy bugün de müze ve eğlence parkı olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

Bu seyahatimi Jolly Tur’la yaptım. Rehberimiz Güray Ergun’a ve bana eşlik eden tüm ekibe çok teşekkür ediyorum!

(BeIN İZ TV’nin e-dergisi Merak Et’in Ekim 2017 sayısında yayınlanmıştır. Merak Et’i okumak için lütfen tıklayınız.)

Tek Yorum

  1. Gülşen Gülşen

    Bahar’cısım, ellerine sağlık, yazı ve resimlerle Malta’yı tekrar yaşadim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir