İçeriğe geç

Datça’dayken zaman dursa…

MÖ 64-MS 24 yılları arasında yaşamış olan Yunan tarihçi, coğrafyacı ve filozof Strabon, “Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse onu Datça yarımadasına bırakır” demiş.

IMG_1949

Dünyanın ilk coğrafyacısı olarak bilinen Amasyalı Strabon’un bu tespitinin doğru olduğunu anlamak için Datça’da birkaç gün geçirmeniz yeterli… Bol oksijenli havası sayesinde sabahları zinde kalkar, esen rüzgârıyla en sıcak günlerde bile bunalmazsınız. Pazardan aldığınız taze ve lezzetli ürünlerle beslenirsiniz… Temiz, pırıl pırıl, masmavi denizinde yüzerken kendinizi şanslı hisseder ve şükredersiniz. Gün boyu fonda, dalgaların sesi ve tabii ki çam ağaçlarından gelen ağustos böceklerinin şarkıları vardır ki bu ilginç bir şekilde sizi rahatsız etmez, aksine rahatlatır.
Benim için Datça deyince Datça’ya 30 km uzaklıkta bulunan Aktur Tatil Sitesi başta geliyor. 1972 yılında Muğla Valisi merhum Özer Türk’ün girişimiyle kurulan Aktur, o günden bugüne sakinlerine cennette yaşıyormuş hissi veren, huzurlu, benzersiz bir yer. Hızla değişip kalabalıklaşan diğer tüm yerlere inat, hiç değişmeyen kurtarılmış bir bölge…

IMG_1993

Aktur’da doğayla iç içe, çoğunlukla evin dışında süren bir yaşam var. Burada yaşayan insanlar, kediler, arılar, ördekler; kısacası tüm canlılar özgür, rahat, birbirine saygılı ve mutlu… Aktur’un en önemli özelliklerinden biri, evler yapılırken hiç ağaç kesilmemiş olması… Beyaz evler, upuzun çam ağaçlarına göre yerleştirilmiş.

IMG_1963

Aktur’da günün her saati ayrı güzel… Geceleri, etrafta pek ışık olmaması sayesinde gökyüzündeki yıldızlar çok iyi görülebiliyor. Günümüzde şehirlerde yaşayanlar için Büyük Ayı ve Küçük Ayı takımyıldızlarını görebilmek ne büyük bir mutluluk! Ay ve güneş, kendini bir başka türlü gösteriyor. Evrenle baş başa kalmak mümkün oluyor… Hele akşam saatlerinde öyle bir dinginlik oluyor ki, deniz kıyısında oturmak ve doğaya saygı duruşunda bulunmak müthiş bir huzur veriyor. “Fotoğraflarla Aktur” isimli bir kitap hazırlayan İskan Kazak’ın dediği gibi: “Gün geceye dönerken, yaşayan her Aktur canlısı bir mola verir hayata.” O an sanki zaman duruyor, önemli olan sadece orada olmak ve o anı yaşamak oluyor.

IMG_2003

Aktur’dayken zamanın nasıl geçtiğini anlayamazsınız. Dönüş gününün gelmesini de istemezsiniz. Bir arkadaşım Aktur’dan ayrılmasına bir hafta kaldığı için denizden çıkamadığını söylemişti. Mutlu ve huzurlu olduğunda günlerin bitmesini istemez insan… Belki uyumayı bile erteleyip es geçebilmek ister mümkün olsa! Zaman, ne zaman hızlı ne zaman yavaş akar? Einstein, zamanın akış hızının göreceli olduğunu, eğlenirken hızla akıp gittiğini söylemiş. Zamanı algılayış biçimimiz değişiyor. Zaten önemli olan da algı değil mi? Çünkü bizim gerçeğimiz olan, psikolojimizi, sağlığımızı etkileyen o…

Datça anlatılmaz yaşanır ama senelerdir buraya gelen biri olarak birkaç önerimi paylaşmak isterim. İlk olarak, Datça Limanı’nda bir gezinti yapıp begonvillerin altında güzel bir kafede oturabilirsiniz teknelere bakarak. Limanda, yılda birkaç defa Datça kıyılarında görülen meşhur fok Badem’in 2012 yılında dikilen heykeli de görülebilir. Lezzetli ev yemekleri yemek için ise, Zekeriya Sofrası’na gidebilirsiniz.

IMG_0532

IMG_0530

Datça’dan Knidos’a giderken peş peşe Hayıtbükü, Ovabükü ve Palamutbükü gibi koylar bulunuyor. Bu koylar arasında benim önerim, denize girmek ve yöresel lezzetleri tatmak için daha sakin ve daha az kalabalık olan Ovabükü… Poyraz Restoran’da kabak çiçeği dolması ve taze ürünlerle yapılmış diğer mezeleri tadabilirsiniz.

Datça ve Aktur’dan günübirlik tekne turlarıyla Hisarönü, Orhaniye, Selimiye, Bozburun gibi çevredeki yerleşim yerlerine gidilebilir. Birbirinden güzel koylarda bol bol denize girebilirsiniz. Selimiye’de mutlaka Sardunya Restoran’a uğramalısınız.

IMG_0349

Datça’nın Üç B’si; Bal, Badem, Balık… Meşhur Datça bademini ve kır çiçeklerinden toplanan balını mutlaka tadın, taze ve lezzetli balıklarından yiyin. Dönerken de badem, bal, incirli badem ve kekik alabilirsiniz.

IMG_0455

IMG_0529

Dar sokaklarında begonvillerle ve diğer çiçeklerle sarılı taş evlerin, şirin kafe ve dükkanların bulunduğu Eski Datça’yı da ziyaret etmeden olmaz, çünkü burası Datça’nın merkezinde eskinin korunduğu tek bölge… Yaşamının son yıllarında Datça’da yaşayan ve “Mekanım Datça olsun” diyen merhum Şair Can Yücel’in evi de burada… Datça’yı çok sevdiği bilinen Can Yücel’in şu sözü bugün evinin kapısına gelenleri karşılıyor: “Ne harika yer burası! Nereden buldun bu Datça’yı? Elimle koymuş gibi buldum.”

IMG_0520

IMG_0478

Datça’da önereceğim bir diğer adres de, Olive Farm… Reşadiye mahallesindeki Olive Farm, çiftliği ve mağazasıyla organik zeytin, zeytinyağı ve zeytinyağından üretilmiş pek çok sağlıklı gıda ve doğal bakım ürünü sunuyor. Tüm ürünler, 1995’te kurulan ve tamamı Organik Tarım Sertifikası elde eden zeytin çiftliğinden geliyor. Olive Farm’da bu sene kahvaltı servisi de verilmeye başlanmış. Ayrıca çiftlikte Guest House adlı bir otel de bulunuyor. Doğal hayatı sevenler için harika bir yer…

IMG_0274

Bu yıl keşfettiğim Datça Vineyard & Winery ise, şarap sevenler için güzel bir adres. “Knidos’un 4000 yıllık şarap tarihine duydukları saygıyla” kendi şaraplarını üretip beğeniye sunuyorlar. Burada şarap tadımı yapabilir, esen rüzgâr ve yel değirmenlerine bakan ferah manzaranın da etkisiyle rahatlayabilir, anın tadını çıkarabilirsiniz.

İz TV’nin bir tanıtım filminde, “zamanı durdurmak, zamana hükmetmek mümkün değil elbet ama nasıl geçeceğine karar vermek mümkün” deniyordu. Bu bakış açısıyla, mutlu ve sağlıklı olmak, günlerimizin hiç bitmemesini isteyerek yaşamak bizim elimizde…

IMG_1981

Strabon haklı… Peki, uzun ömürlü olmanın şartı sağlıklı ve mutlu yaşamak değil mi? Datça’nın sırrı, burada yaşayan tüm canlıların sağlık ve mutluluğunda o zaman… Zamanın hızlı akmasıyla mutluluğun, mutluluğun da uzun ömürle bir ilişkisi varsa, o halde zamanın hızlı aktığı yer, ömrümüzü uzatır diyebilir miyiz? “Kâinatın en hızlı saati” isimli bir tiyatro oyunu izlemiştim ve bu oyunda en hızlı saatin sevmek olduğu söyleniyordu. Zaman nerede, kiminle hızlı akıyorsa, orada onlarla olmak gerek! Çünkü orada sevgi ve mutluluk vardır.

(Keyifli Alışveriş Dergisi’nin Eylül 2015 sayısında yayınlanmıştır.)

IMG_0497

Tek Yorum

  1. Bahar’cım blog’unu zevkle okudum. Böyle bir şeyler yaptığını bilmiyordum. Çok başarılı, tebrikler canım! Barış Manço’nun evine de muhakkak gideceğiz. Yazmaya, araştırmaya devam! Sevgiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir